Brugge'un Çikolata Kokulu Sokaklarında

 

 
Seyahat: BRUGGE
Uçağın tekerlekleri İstanbul'daki piste değdiğinde burnumda hala waffle kokan sokaklar, içeri girer girmez kokusuyla baştan çıkaran çikolata kokulu dükkanlar, gözümün önündeyse birbirinden romantik taş köprüler, çatılarına hayran kaldığım binalar, her biri birbirinden sevimli 'tea-room'lar ve yılbaşı 
öncesinin keyifli atmosferi ve ışıkları vardı.
Ben bir masaldan döndüm. 'Brugge'den daha güzel bir şehir varsa, söyleyin orada yaşayayım' dedim yanımdaki arkadaşıma akşam yemeği için gittiğimiz restoranın önüne bisikletlerimizi park ederken. Öyle bir şehir ki, her daim romantik anlar vadettiğini daha şehre adım atar atmaz anlamamak imkansız. Gördüğüm her yeni sokakta, köprüde yada şirin bir kafede gözümün önünde hep romantik komedi filmlerindeki tanışma sahneleri canlandı. Brugge, bir masalın içinde dolaştığına emin olduğun sokakları, geçitleri, büyüleyici kuleleri, güzelliği ve sakinliğiyle sarıp sarmalayan bir atmosfere sahip.



Şehirde özel anlar yakalamak oldukça zahmetsiz. Hemen her noktasına bisikletle yada yürüyerek rahatlıkla ulaşabildiği için trafik, plan program yapmak sizi hiç yormuyor, kendinizi adımlarınıza ve şehrin güzelliklerine kaptırıp her dakikasının keyfini çıkarmanıza imkan veriyor.
Dev bir el tarafından tepenin üzerine zarif bir şekilde yerleştirilmiş gibi duran Sint-Janshuis değirmenlerine vuran sabahın büyülü ilk ışıklarını görmek eşsiz. Şehrin sevimli sokaklarında nefis kokularla dolu tea-room'larından birinde ısınırken enfes bir fincan kahve ve fırından taze çıkmış çikolatalı kruvasan eşliğinde keyif yapmak ise hayatın küçük ama kayda değer zevkleri arasında.

Sabahı karşıladıktan sonra elinize bir harita alıp, görmek istediğiniz bahçeleri, sokakları, kuleleri işaretleyip büyüleyici manzaralar sunan köprülerden, kanallardan geçerek şehri keşfetme zamanı.

Dilerseniz Markt Meydanı'nda 'kurbağayı öperek' Brugge gezinize başlayabilirsiniz. Meydandaki bronz heykelin detayında bulunan kurbağayı öpmek yüzyıllık bir gelenek olmuş. 100.000 defa öpüldüğü varsayılan kurbağanın, bir gün prense dönüşürse, dünyanın en yakışıklı prensi olacağı kesin. Heykelin hemen yanında bulunan Crowne Plaza Hotel'in lobisine girip, Flander Dükü'nün 1127'de dua ederken öldürüldüğü ve otelin alt katında bulunan kiliseyi görmek istediğinizi söyleyebilirsiniz.

Sokakların buram buram 15 ve 16. yüzyılı hissettiren atmosferini biraz daha yaşamak isterseniz 'Gruuthuse' ailesinin aristokrat yaşamını yansıtan evlerini ziyaret edip, 15-19. yüzyıllar arasında kullanılan gümüş yemek takımlarını, mutfak ve ev araç gereçlerini görebilirsiniz. Evin bir özelliği de, halka karışmadan kiliseye gidebilmek için evden kiliseye açılan özel bir kapının bulunması.


;
Acıktığınızda epey turistik görünse de, Brugge'lulerin de 'takıldığı' Markt Meydanı'nda güneşe yüzünüzü verin ve masallardaki evlere benzeyen birbirinden güzel binaların giriş katlarında bulunan restoranlardan birinde kendinize başlangıç olarak kremalı midye, ana yemek olarak somon yanına da Brugge'un meşhur biralarından ısmarlayıp, meydandan geçenleri, turistlerin ilgi odağı olan at arabalarını, canlı Brugge gününü izleyin.

Brugge bir liman şehri olduğundan deniz ürünlerinin tazeliği ve lezzeti sevenlerini mest edecek nitelikte. Olası tatlı krizlerini birbirinden güzel lezzetlerle sonlandırabileceğiniz kadar çok waffle ve çikolata dükkanının olması Brugge'de dolaşırken insanı mutlu eden diğer etkenler arasında. Şehrin hemen her yerinde ama özellikle Katelijnestraat'ta bulunan çikolata dükkanlarında burnunuza dolan kakaonun muhteşem kokusuyla kendinizden geçmeden önce el yapımı çikolatalardan kendinize bir kutu hazırlatın.

Bisiklete binmeyi sevenler için şehir bir cennet. Ayrıca kanal boyu muhteşem manzaralar eşliğinde şehrin en güzel sokaklarını ve parklarını keşfetmenin en zevkli yolu. Pedalınızı Astrid Park'ına doğru çevirip, civardaki pastanelerin taze ürünlerinden aldıktan sonra çimenlere serilip bu huzurlu şehrin tadını çıkarın. Keyfine düşkünler için, yorulmadan şehri keşfedebilecekleri bir diğer alternatif ise, Markt Meydanı'ndan at arabasına binerek şehri turlamak. Ayrıca havanın güzel olduğu bir Brugge günü kanal boyu hayran bırakan bahçeler ve evler arasında süzülerek tekne turu yapmak ta oldukça keyifli.

Şehrin sembolü olan Belfry Tower'ın 366 basamağını tırmanmaya hazır olanları ise Brugge'un muhteşem mimarisini, birbirinden güzel ve farklı çatılarını, enteresan bacalarını akşamüzeri güneşinin yumuşak ışığı altında görebilecekleri ilham verici manzara bekliyor. Bu manzaranın aklınızdan uzun süre çıkmayacağı kesin.

Brugge'lulerin şehirleriyle övünecekleri konu çok. Bunlardan biri de, Michelangelo'nun İtalya dışında bulunan sayılı eserlerinden olan ve 'Church of Our Lady' kilisesinde sergilenen Meryem Ana ve İsa heykeli. Kiliseden çıkınca arkasındaki muhteşem kanal manzarasının tadını çıkarın. Kendinizi bir an için 13. yüzyılda yaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz.



Haritalarda işaretlemeye değer bir diğer adres ise, Feminizmin Brugge'de başladığı yer olan 'Beguinage'. 1200'lü yıllarda bir grup dindar kadın, inançlarında İsa ile evlenmek gibi mistik yanların olması sonucu Katolik Kilisesi tarafından yakılarak öldürülmüşler. 'Beguine' olarak adlandırılan bu kadınlar, Flander ve çevresinde bir çok topluluk kurmuşlar ve kiliseden bağımsız olarak fakirlere yardım eden bir kadın topluluğu olmuşlar. Bugün sadece 26 'beguine' kadın yaşıyor ve gece kapılar kapandıktan sonra Beguinage hala sadece kadınların girebildiği bir yer.

Brugge, birbirinden güzel restoranların ve samimi kafelerin olduğu bir şehir. Ancak bunlardan bir tanesi yaşı itibariyle oldukça enteresan. 1515 tarihli şehrin en eski kafesi sıfatına sahip 'Cafe Vlissinghe'ye kısa bir kahve molası ve atmosferini solumak için gidebilirsiniz.

Hangi kafede soluklanırsanız soluklanın, şehre hangi açıdan bakarsanız bakın, hangi sokaktan geçerseniz geçin, sokaklar, köprüler, kanallar boyunca yaptığınız yürüyüş boyunca yüzyıllardır kendini korumayı başarmış ve her geçen yüzyıl adeta daha da güzelleşmiş bu şehir sizi kendine hayran bırakacak detaylar barındırıyor ve 2-3 günün yeterli olacağını düşündüğüm Brugge, son dakikaya kadar sürpriz yapıp, o ana kadar görmediğim sokakları, bahçeleri ve çatılarıyla kendisine gözden kaybolana kadar baktırmayı başarıyor.