Las Fallas Festivali'nin Ardından

 

Las Fallas Festivali'nin Ardından...
Maytap ve havai fişek sesleriyle uyanıp, gece yarısına kadar sokaklarda aynı gürültü patırtıyı yapmamışcasına sabahın 8'inde bandonun iştahla çaldığı eğlenceli İspanyol müziklerinin melodisiyle güne başlamak...
Nüfusu festivalle birlikte 3 katına çıkan şehrin sokaklarında sergilenen dev kuklaları görmek için bir meydandan diğer meydana kalabalıkla birlikte ve kalabalığa rağmen yürümek, festival boyunca restoranlarda aksayan servis, lezzetsiz paella, tıkanmış tuvaletler ve kulakları sağır eden maytap ve torpil sesleriyle geçen 4 gün 4 gece geçirdikten sonra bile 'iyi ki gelmişim' demek, ancak çılgın İspanyolların Las Fallas Festivali'nin ardından söylenebilir. Barselona ve Madrid'den sonra İspanya'nın üçüncü büyük şehri Valensiya, yüzyıllardır kutlanan Las Fallas Festivali ile her sene mart ayında adeta dev bir tiyatro sahnesine dönüşüyor. Şehrin küçüklü büyüklü meydanlarında sergilenen dev kuklalar, hiç ummadığınız bir köşeden döndüğünüzde bile bir anda karşınıza çıkıp sizi şaşırtıyor.



Festivalin hikayesi çeşitli. Bir hikayeye göre, bu festival, Valensiyalı marangozlar kışın atölyelerinde çalışırken mumlarını asmak için kullandıkları 'parot' adı verilen tahtaları baharın gelişiyle birlikte artık ihtiyaçları kalmadığından yakmaları ile başlamış. Bu gelenek zamanla evrim geçirmiş, tahtalara elbise giydirilmesiyle insana daha çok benzeyen bir görüntü almaya başlamış ve her geçen yıl bu kuklaların kıyafetlerinin, aksesuarlarının geliştirilmesiyle festival bugüne kadar ulaşmış. Artık bu dev kuklalar tahtadan değil, daha hafif ve yumuşak materyaller kullanılarak yapılmakta.

Bir diğer hikayeye göre, Valensiya'da yaşayan ve çocuklara tahtadan kuklalar yapan marangoz San Jose'nin atölyesi çıkan bir yangında kül olur. Bunun üzerine Valensiyalılar San Jose'yi her yıl mart ayında kocaman kuklalar yaparak anmaya başlarlar ve asırlar boyu süren gelenek bugünlere kadar ulaşır.

Festival öncesindeki haftalarda ve 4 günlük festival boyunca şehrin meydanlarında sergilenen bu kuklaların her biri farklı bir tema üzerine kurulu. Bazı kuklalar dönemin ünlü bir politikacısı yada sanatçısını temsil eden ve mizah içeren öğelerden oluşurken, bazıları da popüler kültürden detaylar taşıyor. Ayrıca her bir dev kuklanın önünde çocuklar için yapılmış 'Fallas Infantiles' denilen çocuk kuklalar oluyor.



Festivalin son gecesi saat 10'da ilk önce çocuklar için yapılmış nispeten daha küçük boyutlu kuklalar yakılıyor, ardından binlerce kişilik kalabalık nefesini tutmuş bir halde gece yarısı tam 12'de yakılacak olan devasa kuklaların 'La Crema' adı verilen yanış anını bekliyor. Kuklaların yakılmasından sonra her sene aralarından seçilen bir tanesi Las Fallas Müzesi'nde sergilenmek üzere yanmaktan kurtuluyor. Festival sona erer ermez bir sonraki sene için yeni kuklalar yapılmaya başlanıyor.

Festival süresince bir meydandan diğer meydana hareket eden kalabalık, 'mascleta' adı verilen gündüz havai fişek gösterisini tezahuratlar eşliğinde izliyor. Şehrin pek çok meydanında aynı anda yapılan bu ses gösterisi tabir-i caizse yeri göğü inletiyor. Festivalden haberi olmayan ve şehre eskaza gelmiş bir turiste, neler olduğunu anlayana kadar, rahatlıkla şehrin bombalandığını düşündürtecek kadar gürültülü bir festival.

Festival, elbette sadece devasa kuklalar, İspanyol geleneksel müziklerini çalan bandolar, havai fişek gösterileri, torpil ve maytap seslerinden ibaret değil. Festivalin bir diğer anlamlı ve önemli anı ise, Valensiya'ya bağlı tüm kasaba ve köylerden geleneksel kostümleriyle ve maaile şehre akın eden İspanyolların, festivalin 2. ve 3. günü, gece yarısına kadar süren uzun saatler boyunca kortejler halinde Meryem Ana Meydanı'nda tahtadan yapılmış Meryem Ana heykeline çiçekler sunmaları. Bu dev tahta heykel, festivalin sonuna kadar binlerce insanın getirdiği çiçekler ile kocaman, nefis bir heykele dönüşüyor. Kadınlar, erkekler, çocuklar ve bebeklerden oluşan her yaştan insanın yer aldığı bu kostümlü yürüyüş sonrası kalabalığın bu meydana varışlarında yaşadıkları duygusal anlar görülmeye değer.



Festival zamanı nüfus üçe katlandığından şehirde boş oda bulmayı yada restoranlarda iyi hizmet almayı düşünmek fazlasıyla 'iyimser' bir beklenti olur. Festival zamanı şehirde bulunmak isteyenler oda bulamamaktan ve nüfusun üçe katlanması gibi oda ücretlerinin de üç katına çıkmasından şikayetçi. Bu durumda ev kiralama siteleri hem daha uygun fiyatlara konaklama seçenekleri sunuyor hem de şehre gelen gezginin daha 'yerel' bir deneyim yaşamasını sağlayarak bu sorunu çözüyor. Yemek konusunda ise, bu hengamede, paellanın anavatanında lezzetli bir paella yiyemeden dönmek olası. Eğer sokak aralarında, buram buram kokular ve buharlar arasında kendi grupları için yaptıkları paellaların dev tavaları başında sosyalleşen İspanyollarla sohbeti koyultursanız en iyi paellayı tadıp döneceğiniz garanti.

Festival zamanını kaçırırsanız üzülmeyin. Las Fallas Müzesi, her sene yanmaktan kurtulan bir kuklanın müzeye getirilmesiyle 80'den fazla kuklaya ev sahipliği yapıyor. Ayrıca yaz aylarında Valensiya'da bulunmak bir başka zevk-i sefa. Şehir, en baştan çıkartan kozunu kullanıyor ve uzun, geniş, bembeyaz kumsallarında tatlı siestalar yapacağınız uzun yaz öğle sonralarıyla keyifli anlar vadediyor.