BURANO & MURANO / SEÇİL SAĞLAM’IN GÖZÜNDEN

 

Renklerin Neşesinde, Adaların Huzurunda Bir Gün

Venedik’in tüm turistik hallerine rağmen ihtişamına, dantel gibi zarif binalarının güzelliğine ve sokak aralarında bekleyen romantizminin büyüsüne kapılmamak mümkün değil. Şehirde iki tam gün geçirip, hayranlık alışkanlığa dönüşmeye başlayınca kendinizi Fondamente Nove İskelesi’nden Murano’ya giden bir ‘vaporetto’ya atıp Venedik’i biraz özlemek gerekiyor.
Murano’ya kalabalık bir ‘vaporetto’ yolculuğu ile vardığımızda adanın tamamına yayılmış yan yana yüzlerce cam ürünü satan dükkan karşılıyor. Burano’ya kalkan ‘vaporetto’nun yanaşacağı iskeleye kanal boyu yürürken gözüm vitrinlerdeki zarif ve estetik cam objelerde, misina ile tutturulduğundan adeta uçuyor gibi görünen rengarenk cam balonlarda.

IMG_9537

Murano’da biraz zaman geçirmeyi dönüşe bırakıyoruz, üstelik Venedik’te aynı ürünler kısmen daha ucuz olduğundan burada alışveriş yapmak ta pek akıl karı değil.

DSC06295
Burano’ya kalkacak vaporetto’yu epey kalabalık bir turist ordusu bekliyor, turist gibi değil, ‘gezgin’ gibi gezmek istesek te bu gibi yerlerde ‘turist’ kalmamak biraz zor.
Burano’da iskeleden iner inmez renkli evler neşeyle karşılıyor. Bir güzel bahar günü. Dantel işleri ile ünlü bu balıkçı kasabasında kocalarının balıkçı ağlarını tamir ederken pek çok teknik geliştiren Burano’lu kadınlar yüzyıllardır dantel işinde ustalaşmışlar.

IMG_9450

Dantel bizim için tanıdık bir elişi olduğundan çeşit çeşit danteller tezgahları ve dükkanları süslese de bu adanın aklımızı alan ve peşine düşüp geldiğimiz özelliği elbette rengarenk evleri.

DSC06254
Bu küçük, sevimli ve huzurlu kasabayı bağlayan birkaç minik köprüden geçerek bir öğle sonrasını Burano ‘nun sevimli sokaklarında devirmek, iskelenin tam ters yönündeki kasabanın arka tarafına doğru uzanıp, huzurlu anlar yakalamak, evinin önüne bağlı motorlu minik teknesine binip giden orta yaşlı çiftin ‘acaba alışveriş için yakın bir adaya ya da kasabaya mı gidiyorlar’ gibi günlük hayatlarındaki sıradan detaylar hakkında tahminler yaparak, rengarenk evlerin arasında çene çalmak, bayıldığımız pembe evin önünden bir saat sonra geçerken penceresinin önündeki ipe çamaşırların asılmış olduğunu, pencere pervazında yatan kedininse uyanmış, sokağı izliyor olduğunu görmek, turistik bir atraksiyon yaparken birden gündelik hayatın devam ettiği kasabanın rutinine birkaç saat dahil olup, ‘vaporetto’lara dolup Venedik’e dönmeden buranın atmosferini sindirmek keyif veriyor.

IMG_9504

Venedik’in baş döndürücü hengamesindeki aynı kalabalık yarım saatte bir iskeleye yanaşan ‘vaporetto’larla Burano sokaklarını doldursa da, bu renkli kasabada huzurlu, sakin köşeler, sokaklar bulmak ve orada geçirilen saatleri biraz uzatarak telaşsız birkaç saat geçirmek neşelendirmeye yetiyor.
Burano’nun rengarenk evlerinin ve kapılarının hoş bir hikayesi de var. Kasabanın kadınları, eve sarhoş gelen eşleri ayırt edebilsinler diye evlerin her biri ayrı renkte boyamışlar. Kasabayı rengarenk bir görünüme kavuşturan bu akıllıca uygulama, şimdi onbinlerce gezgini kendine çeken bir kasaba olmasındaki en önemli etken.

IMG_9479
Seyahatten ayrı düşünemediğim lezzet ve yemek konusu ise burada tatmin edici. İskelenin hemen yanında yer alan kızarmış deniz ürünleri satan büfenin önündeki tahta, yüksek taburelere tüneyerek, iskeleye yanaşan ‘vaporetto’lardan inen kalabalığı ve gelen geçeni izleyerek, yanında minik bir şişe beyaz şarap eşliğinde yediğim ‘fritto misto’ların (kızarmış deniz ürünleri) tadı hala damağımda.
Bir diğer alternatif ise sevimli evlerin yan yana sıralandığı kanal boyunca karşınıza çıkan bir restoranda mürekkep balıklı risotto siparişi vermek.
Yemek sonrası Garbo’nun pastanesindeki geleneksel limon aromalı kurabiyelerden tatmadan dönmemek gerekiyor. Panificio Pasticceria Garbo, Burano’nun en eski pastanelerinden. Saçları beyazlamış ve her müşterisi ile ilgilenen pastanenin son derece sempatik sahibi Garbo, seyahat bitip te geriye ‘anlar’ı kaldığında, insanın zihninde yer alan imgeler arasında rahatlıkla kendine yer bulabilecek bir enerjiye sahip.
Eski tarz fırınında, işinin başında, yıllardır aynı kurabiyeleri yapıyor.
‘Burano’nın Pusulası’ anlamına gelen ‘Bussola Buranello’, buraya ait geleneksel bir kurabiye. Eskiden sadece Paskalya zamanında yapılırken şimdi daima tezgahlarda. Garbo, kendi yaptığı kurabiyeler dışında bir de özellikle Paskalya öncesi daha da yoğunlaşan bir taleple, bu geleneksel kurabiye karışımının malzemeleriyle birlikte, pastanenin fırınında pişirtmek için gelen kasabanın kadınları ile laflayarak işini yapmaktan keyif alan harika bir ‘eski zaman kurabiyecisi’.

IMG_9456

Dönüş vaktinden hemen önce meydandaki CarmelinaPalmisano’dan aldığımız badem ezmeli tartı ve Garbo’nun limon kokulu kurabiyesini yanımıza alıp, bizi Murano’ya götürecek olan vaporetto’yu iskelede bekliyoruz. Bir gün önce Verona’dan dönüş trenimizde aynı kompartımanda çaprazımızda oturan ve lafladığımız Meksikalı Ricardo, Burano’da da karşımıza çıkıyor.
Murano’ya vardığımız akşama doğru saatlerde, Murano’nun öğle kalabalığını çoktan geride bırakmış boş sokaklarında dolaşıp, kahve satan açık bir tek melan olan Lagare Otel’in barından birer kahve alıyoruz.

DSC06284
İskelenin tahtaları üzerinde bir sonraki vaporetto’yu bekler ve Gardo’nun nefis limon aromalı kurabiyesini ve badem ezmeli tartı bölüşerek kahvemizi içerken seyahatin ruhumuzu iyileştirip, tesadüflerle dolu olması ve hayatın küçük göz kırpmaları üzerine laflıyoruz.

IMG_9325
Murano’da akşam olurken hayata bir defa daha teşekkür ediyorum.
Burano’nun rengarenk evlerinin imgesi gözlerimin önünde, fritto misto’nun tadı damağımda, Murano’nun cam sanatının harika örnekleri daima hatırlanmak üzere zihnimde…

Seçil Sağlam